Bir Kitapseverin Sayıklamaları

Posted on

books_apple_hires

Eğer bir Edmond Dantes ya da nam-ı diğer Monte Cristo Kontu değilseniz,  sıradan hayatınızda yaşayabileceğiniz maceralar/hayatlar malesef ki sınırlı.

Ancak iyi bir okursanız önünüze açılabilecek kapılar, hayatlar, maceralar,zamanlar, algılar, duygular sınırsız.

Herkesin şu hayattaki uyuşturucusu farklı, benimkisi de  kitaplar. Normal bir ilişkimiz olmadığının farkındayım ama benden bin beterlerinin olduğunu da biliyorum. Doyumsuz bir iştahla kendilerine sahip olmayı seviyorum, hep yanımda yamacımda olsunlar istiyorum. Gece ansızın uyanıp ‘o’ kitabı okumam gerekebilirmiş gibi başucumda bekleyen bir sürü kitap var.

Ayrıca günün değişik saatleri için değişik kitaplarım var. Mesela sabah ve akşamüstü iş dönüşü için çantamda bir tane nispeten ‘hafif’ bir roman vardır, malum toplu taşımada konsantrasyon bir yere kadar. Sonra evde taşıması ağır bir kitap vardır, bir zamanlar başladığım ama bir türlü bitiremediğim. Çizgi romanlar vardır sonra siyah beyaz mürekkep tekdüzeliğinden sıkıldığımda nefes aldığım ama geceleri yatmadan önce beynim jöle kıvamında değilse mutlaka Monte Cristo ile randevuma koşarım. Hayatımda okuduğum en esaslı intikam hikayesi, bu aralar çevremdeki herkesi bu hikaye ile bayıyorum biliyorum ama sevdim mi anlatırım, huy bu çıkmıyor:)

Kitaplara kesinlikle yüce bir anlam yüklemem, putlaştırmam onları. Öncelikle kendime sonra da kütüphaneden yolu geçenlere kesinlikle ön yargılı davranmam. Sadece Dünya Klasiklerini ya da Jean-Paul Sartre’ın Bulantı’sını okuyanları adam yerine koymam. Bence okuma zevkleri şekilden şekile girebilir, dönemsel olarak değişebilir. Özgür bir konu olmalıdır. Okumak her okurun kendi ‘gizli bahçesine’ hitap eden bir etkinliktir. Dünyanın en asosyal etkinliğidir kanımca ve bana çok iyi gelmektedir.

Hepimizin kendinden kaçış, kendini uyuşturma ya da uyandırma yöntemleri apayrıdır tabii. Benim için sosyal, renkli, geveze, matrak tarafımın zıttı olan karanlık tarafımdır okumak. Sadece kendimle baş başa kalmaya ihtiyacım herkes gibi benimde  var, bazen de oyalanmaya. Günümün büyük bir bölümünü onların arasında nefes almak, onları raflara hazırlamak, insanlara tanıtmak ile geçiriyorum. Göreceli olarak asosyal bir meslek, ya da hitap ettiğin kitlenin senin gibi hafif, orta ya da ağır şiddette içine kapanık insanlardan oluştuğu büyülü meslek.

İnsanlar, çevremdeki olaylar, hareket eden dünya, akan gün, uçan kuş, esen rüzgar, arızalı yanıp sönen lamba falan filan bütün bunlar son derece dikkatimi çeken olaylar. Odaklanmakta güçlük çekebilen biriyim, algıları biraz hassas terazi gibi işte bu yüzden sessizliğin hüküm sürdüğü, bazen monotoninin doruklarında dolaşan ama genç ya da yetişkin okurlarla renklenen güzel bir mesleğim var.

Okumak şu hayatta edindiğim en hayat kurtarıcı eylemlerden biri. Bir nev-i travelling without moving yani tam benim gibi fiziksel tembel ama kafasında binlerce at koşturan bir insana göre bir eylem. Ya da insan tanımayı, analiz etmeyi seven bir çakma sosyolog için bulunmaz fırsat, risksiz çünkü okumak pasif bir eylem de aynı zamanda. Sonra bir de işin virütik tarafı var, bulaşıcı bir hastalık okumak, romanlar, güzel bir hikaye, tavsiyeler. Hele okumayla arası olmayan bir insana bu alışkanlığı aşılayabilirsem benden mutlusu yoktur. Kütüphaneci olmak sıkı bir gözlem yeteneği ve hafıza gerektirir okurları onların okuma alışkanlıkları hakkında şaşırtabilmek ve yeni kitaplarla tanışabilmelerini sağlamak için. İyi bir kütüphaneci bence basın-yayım dünyasını iyi takip ettiği gibi okuyucuları da iyi tanımalıdır, sonrasında ise şeker gibi tatlı ve samimi bir ilişki doğar zaten kendiliğinden.

Bir insanın gündelik hayatında yapabileceği en barışçıl bir eylem okumak ayrıca. Daha çok okur olsa keşke insanlar birbirlerini yemeseler sıkıntıdan. Boş verseler boş verebilseler mesela.

Peki sizin için nedir okumak? İtici midir yoksa çekici midir? Kibirli midir yoksa alçakgönüllü mü? Yabancı dilde okumak ne anlama gelir sizin için?

O gün içinde sessiz sakin yerinde oturan, periyodik aralıklarla şıışşşt diyen sessizlik mabedinin cesur şövalyesi kütüphanecinin kafasında da bin türlü sorular dönmektedir belki de bütün bu sorulara cevaplar bulabilmek için bütün bu değişik kitaplar arasına sığınmıştır. Kim bilir?


One thought on “Bir Kitapseverin Sayıklamaları

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>