Les folettes*

Posted on

girl-933644_640

*Deli kızlar

Emre’nin bu hafta bana ve misafirlerimiz olan arkadaşlarımıza taktığı isim aynı zamanda:) Kendisinin beni gündelik sıkıcı anne ve eş modundan çıktığım anlarda tanıyabilmesini çok seviyorum. Eminim ki o da  ‘annem bi farklı bu hafta’ demiştir içinden. Sanılmasın ki kendi hayatımdan memnuniyetsizim ama tahmin edersiniz ki üniversite yıllarınızın en can dostunu (hem de Sicilya’lı tam şenlikli yani) ve tatlı çekirdek ailesini kendi ülke ve evinizde ağırladığınız zaman keyfinden yenilmez. Çünkü o arkadaşlarla olan bağlar çok derinlerden kurulmuştur, gündelik hayat paylaşımlarına illaki de gerek yoktur bıraktığımız yerden hop diye devam edebilmemizin sırrı vakti zamanında beraber içilmiş expresso’larda, limoncello eşlikli kahkahalarda, ana dilimiz olmayan bir dilde sunum hazırlama stresinde, gençliğin vazgeçilmez ‘ev’ partilerinde falan filan saklıdır…

Ben yaş aldıkça şunu farkediyorum; insanın küçükken içinde büyüdüğü ortam yetişkin hayatını inanılmaz etkiliyor. Ben çocukken hep babamın arkadaşlarıyla Türkiye’nin bir köşesinde gezilerdeydik. Babamın üniversite arkadaşları çok eğlenceli tiplerdi, çoğu halihazırda Eczacılık Fakültesi’nde hocalık yapmakla beraber engin bir merak duygusunun ilk tohumlarını da attılar bende. Evlenmekle işi olmayan, gezmeye ve arkeolojiye meraklı teyzeler, bir türlü evlendirilemeyen bekar amcalar, bitki uzmanı botanik profesörü E. amca, gitarla söylenen şarkılar, klasik evli çiftlerin çocuklarıyla olan arkadaşlıklar, yaramazlıklar… Ama en önemlisi şu bence;  bir çocuk olarak yetişkin dünyasının katı duvarlarıyla büyümedim ve annemin babamın arkadaşları hep bir birey gibi davrandılar bana ve gruptaki diğer çocuklara. Vakti zamanında büyüme sürecinin içinde farketmesem de sonralarda özellikle de ebeveyn olunca ben de çocuğum için aynı şeyi istediğimi ve yapmaya çalıştığımı gördüm.

Ana mesaj belli : Bir ömür boyu süren arkadaşlıklar kıymetlidir! Birine, saçlarında beyazlarda olsa ‘yavru’ diye hitap etmek hani o eskimiş püskümüş ama seninle bütünleşmiş penye ev pijaması kadar rahat ve güvende hissettirir insana kendisini.

David ile tanıştığımızda onun benim arkadaşlarım ile kaynaşması benim için çok önemliydi şimdi aynı şey Emroş için geçerli. Onun ‘benim insanlarımı’ tanımasını, sevmesini, onlarla eğlenebilmesini, onlardan birşeyler kapabilmesini çok istiyorum. Benim arkadaşlarımın bebekleriyle, sevgilisiyle, hayat eşi ile tanışması, bir hafta aynı evde yaşaması, güne beraber başlaması, önceleri çok çekingen ama onlar giderken kendilerine gidip sarılacak (bilen bilir uyuz bir oğlum var hiç yüz vermez) kadar bağlar kurmaları beni içten içe gülümsetiyor, evet diyorum ‘hain’ planlarımı sonunda hayata geçirebiliyorum:)

Emre dünyaya geldiğinden beri onu sevdiğimiz herkesle tanıştırdık, onların yurtdışındaki evlerine misafir olduk, bebek ağlamaları, yemek kaprisleri, uyumama krizleriyle hayatlarından bezdirdik ama şimdi ev sahibi olarak sıra bizdeydi. Dört aylık bir bebekle bir hafta geçirdik ve Emre mesajı aldı: Biz ve bazı arkadaşlarımız kalpten bağlı bir aileyiz ve kan bağı olmadan da aile gibi hissedilebilir’. Edna bebek ebeveynleri olmadan İstanbul’da iki saat boyunca bize emanet edildi (bilen bilir çocuğunu bebeğini aile dışı birine emanet etmek zordur hele turist olduğun bir şehirde), Emre ikinci sabah kızlarla uyandı, çok az tanıdığı insanlarla kahvaltı etti, giyindi ve biz işteyken arkadaşlarımızla takıldı.

Akşamüstleri haricinde çok güleryüzlü bir melekle İstanbul sokaklarını arşınladık, yolda bizi durdurup bebeğin kafasını çok geriye düşmüş olduğu konusunda bizi uyaran ayyaş çöpçüye beraber güldük (evet bu ülkede ayyaşlar bile bebek bakımına müdahale edebiliyor:) ), tramvayda bebek ağlama krizine girdiğinde sessizce omuzuma dokunup el kol hareketleriyle aç aç bu bebek diyen teyzeye ‘hadi ya sağol be’ tepkisinin evrensel olduğunu deneyimledik, bu havada üşür bu bebek yavrum diyen teyzeleri ise saymıyorum kendilerine kutuplardaki penguenlerin bile birbirlerine sokularak ısındığını (tamam onların yağ oranı daha yüksek ama yine de) ; annesi ve vücuduna yapışık bir bebeğin vücut ısılarının gayet yeterli olduğunu açıklayamayacak kadar mutluyduk. Millet olarak annelik hakikaten bizim olayımız, verilen akıllar ise gırla…

Yani uzun lafın kısası yedik, içtik,güldük, konuştuk, yürüdük, bebek ağlaması fon müziğiyle samimi akşam yemeklerinde nadirde olsa beraber geçirilen zamanların tadına vardık. Şehre yeni insan gelince onlarla turist olmak çok keyifliydi!!!

Bütün bu hafta bir süre daha götürür beni.

Bu uzun yazının sonuna kadar gelebilenler yanağınızdan bir makas alıyorum ve cümlenize iyi geceler diyorum.

Yarın Emre bademcik ve geniz eti ameliyatı olacak, bu postu yazmakla uğraşmak sayesinde heyecan yapacak fırsatta tanımıyorum kendime. İki gündür akıllı telefonum olmadan da yaşamayı becerebildim. Muhteşemim :) -

Sevgi ve sağlık ile

sadık dostunuz

İ.


Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>