Pastoral Manifesto

Posted on

paint-brushes-984434_640

Şiir sanatının kendisini genellikle sıkıcı bulurum ama hayatın içinde şiirsel anlar yakalamaya bayılırım. Belki de şiir bütün bu hassasiyetin iyice damıtılmış hali…

Kişisel gelişim kitaplarını, çok bilmiş insanların bütün didaktik söz öbeklerini yazılı ya da sözlü katlanılmaz bulurum. Uzun uzun romanlar okuyup kendim çıkarımlarda bulunmayı tercih ederim.

Mesaj kaygısı olmayan insanların kelimelerinin arasından aklıma yatanları çekip almaya bayılırım. Herkesin herkese öğretecek bir şeyi vardır felsefesinin müritlerindenim. Ama o öğretmeyecek, ben çekip alacağım. İstediğim yerden ve istediğim kadar..

Tembellik ve sıkıntının insanın hayal gücünü geliştirebilecek temel değerler olduğunu düşünmekteyim. Yavaşlık, sindire sindire gitmek benim için önemli. Sıkıntı hakkı modern toplum insanlarının elinden alınmış durumda, mal mal akıllı telefonlarımıza gömüyoruz sıkıntımızı, kocaman bir enerji kaybı…

Koşmak kadar dinlenmekte önemli, aynı konuşmak kadar dinlemek gibi. Konuştuğumdan daha fazlasını dinlediğimi uzun süredir biliyordum ama artık her dinlediğimi ciddiye almamayı öğrenme aşamasındayım. (valla bak) Herkesle empati kurmaya çalışmak aslında diğerlerinden beklenti kurmana ve o beklentin gerçekleşmeyince hayal kırıklığına uğraman yol açıyor. Bu empati olaylarının da b.kunu çıkarmamak gerekiyor, unutmayalım hiçbirimiz Meryem Ana değiliz, hele Florence Nightgale hiiiç değiliz o yüzden just relax:)

Ha bir de birşey vasatsa vasattır. Vitrinler bir yere kadar göz alır.

Adalet duygusu önemli bir duygu, hızla hayatlarımızdan uzaklaşmasına seyirci kalsakta temel değerlerimizden biri olduğunu ne olur unutmayalım.

Yalnızlık ömür boyu evet ama bu salya sümük ağlanacak, melankolik melankolik düşünülecek bir durum değil, bunun farkında olmak bence önemli. Karamsarlık olarak görmüyorum gerçekten.

Bir de tecrübe ile sabit çok insanlı bir kişi olarak aslında bunun bir kendinden kaçış olduğunu farkettim, güzel bir temizliğe giriştim. Canımı sıkanın, sıkmış olanın ya da samimi olmayanın bir ‘merhaba’dan ileri işi yok hayatımda. Ve bunu yapabilmek çok hafifletiyor insanı yani sizi üzen bencil insanların hayatınızdan çıkması…

Beni tanıyan insanlar gülecekler ama bir Yoda var benden içeri farzet ki bilge kuş ya da misal Uyuyan Dede Türbesinin en has üyesi. İçimde sakin mi sakin bir adacık var ve orası benim sığınağım. Demiş ya şair kendinden kaçamazsın, şehir, ülke, kıta değiştirsen de en büyük bavulun kendinsin. Onu yannda taşıdığın sürece kaçışlar yüzeysel…Kendinle yüzleş ve barış o zaman hiçbir dansöze tahammül edemiyorsun zaten hayatında.

Televizyon izlemiyorum, otobüste insanlara bakıyorum hikayelerini düşünüyorum. Sonra bir de kitaplar var, başkalarının hikayelerinde kaybolmak, yeni ilginç insanlarla tanışmak. Dünya ile kartpostal alışverişinde olmak (bi ara anlatacağım söz)

Tek kardeş olmanın bir sürü avantajı var (dezavantajı da bol tabii) ama bence en güzeli kendimi oyalayabilme yetimi bu kadar geliştirmiş olması ve de sanırım eskiden ebeveynlerimizin bizi sürekli oyalamaya çalışmamaları, bazen kendi halimize bırakmaları ve kendi istekleri yönünde yönlendirmek için kendilerini parçalamamaları.

Ya da en basitinden yaş alıyorum.’Yaşlanmayı’ kabul etmem zaman alacak ve ben içimde 2000 yıllık bir çınar ağacı varmış gibi hissetsem de parlak bir yıldız gibi parlamaya özeneceğim kahkahalarla.

Hep derim yine tekrar edip bu yazıyı da burada sonlandıracağım: Dünya hakikaten kötü bir yer ama hayat büyük bir mucize ve yaşamanın hakkını vermek gerekiyor yoksa ölümü bekleyen canlılardan ne farkımız kalır?

Kendinizden başlayarak çevrenizi güzelleştirmek için militancasına çalışın, güzel şeyleri yayın, dürüst olun, daha fazla paylaşın ve kahkahalarınızı esirgemeyin. İnadına mutlu olalım bu moronluktan çıkabilmenin tek yolu bu sanırım.

Didaktik insanları neden sevmem biliyor musunuz çünkü ben de onlardan biriyim sanırım yazıyı baştan dönüp okuduğumda bunu farkettim 🙂

Ama çok sıkmadan yaptığımı umuyorum yani en azından sıkılanın okumama özgürlüğü var ama okuyup yorum yapanın kalbimde ve yazma motivasyonumu korumamdaki yeri ayrı:)

Ay haydi bitirdim söz bu son cümle. Valla Bak gerçekten. Tıp!

İ.


3 thoughts on “Pastoral Manifesto

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *