Gemilerde Talim Var

Posted on

tumblr_map2034zwt1rxp8qh

Bekara karı boşamak ne kadar kolaysa, bir olayı bizzat yaşamayan birinin diğerine ‘let it go’ (ammaaan sallaa!) demesi de o kadar kolaydır.

Kendimi kocaman rus bandıralı gemilere benzetiyorum, hani Boğaz’ı geçerken o heybetli hallerine şaşkın baktığımız. Neden onlara benzetiyorum kendimi? Tamam Rus değil başka bir bandıralı da olabilirler, üzerlerinde kiril alfabesi gibi anlaşılmaz olabildiğimden de değil, hele öyle paslanmış boyası dökülmüş oldukları için de değil ama heybetli halleri yüzünden.

Daha açık olayım; eskiden daha gençken bir kayık gibiydim. Pır pır, dalgalarda sallanan, fazla açılamayan, kürek çektiğim, kıyıdan fazla uzaklaşamayan ya da gittiği yönü beğenmediğinde fırt diye yön değiştirebilen ve hatta bazen sıkılınca zıp diye bir suya atlayıp çıkabilirdim minik kayık hallerimden…

Sonra birazcık daha büyüdüm motorlu bir tekne gibi birazcık daha güçlendim, dalgalarla kollarım değil teknenin motoru başa çıkmaya başladı, belki de yelkenlerim eklendi. Rüzgarları tayin etmeye başladım hafiften, rüzgarın geliş yönlerine göre kırdım dümeni ve hatta ben dümendeyken bir miço diktim yelkenlere. Yardımcı oldu bana. Bir kayık kadar küçük olmasada cüssem yine çokta açık denizlere çıkamadım teknemle. Ama koy koy gezdim, paşa gönlümü eyledim. Güneşte yol aldım, fırtına da sağlam limanlara sığındım.

Sonra işte geldi bu açıııkkk deriiinnn denizlere açılma mevzuatı. Motorların sayısını arttırdık artan sorumluluklarla. Annelik-evlilik-gündelik hayat bir okyanus misali çekiverdi içine. Bu derin sularda büyük dalgalar daha çoktu diğer zamanlara göre, kıyıdan uzaklaştıkça boyutları da  büyüdü geminin. Okyanusları yelkenlilerle aşanlar da var elbet ancak ben sağlam bir cüssenin içine saklamayı tercih ettim kendimi. Sağlam ama manevra kabiliyeti daha zor olan.  Böyle kocaman gemiler de tahmin edersiniz ki aklınıza her estiğinde yön değiştiremezssiniz, bir kere iki kere kırk kere düşünmek gerekir ve de aynı zamanda bir değişiklik kararı alındı mı önceden çevirmeye başlamak gerekir dümeni…

Artık pır pır küçük sularda ilerlemiyorum, yüzdüğüm sular daha lacivert daha ıssız, daha kendine has. Ağır ağır, kazan dairesinden homurdanan motorlar da boyutlarına orantılı olarak daha bir homurtulu… Ama ben öyle her kıytırık dalgada yamulan, sağa sola yatan bir gemi değilim. Rotam az çok belirli, duruşum ise baki, kendimin farkındayım (olduğum ve olmadığım şeyler).

İstediğim her koyda durmasam da artık, denizler aşıp ağır aksak değişik büyük limanları keşfetmek beni heyecanlandıran.

Heyecan baki, sadece eşlik eden mürettebatı seçerken daha seçiciyim. Malum hayat bir yolculuksa kimlerle yola çıktığını iyi tayin edeceksin çünkü denizin şakası olmaz güvenilir insanlara açacaksın geminin kapılarını ya da kalbini…

P.S: Meşhur üşengeçliğim David’in yoğunluğuyla kesişince Havayi.com haaalllaaaa yeni arayüzüne kavuşamadı ancak yeni bir yazıya kavuştu, aynı sizi okuyucuları gibi:)

İyi yürekliler ve dirençli olanlar her daim yol alır bütün tsunamilere rağmen. (izlediğim bütün çizgi filmler ve hikayeler bana bunu öğrettiler çocukluğumda:) )

Sevgi ile kalın.

i.


Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *