Bir-iki-üç-dört ve 5!!!!

Posted on

00001541

 

Foto: David S.

Çukulatalı kek, limonlu kurabiyenin  buram buram koktuğu bir cennetten yazıyorum Emroş sana, evimiz şu anda hep hayalini kurduğum ama pek sık gerçekleştiremedim hamarat anne evleri gibi kokuyor.

Senin için, yarınki (dile kolay) beşinci yaşgünün için harıl harıl çalıştık. Senin için ellerimizle pasta (david) / kurabiye yaptık (ben). Sevgi emek ister bunu yaşayarak öğren istiyoruz, hayır aramızda oturup ‘hum şimdi de böyle yapalım da şu iyi huyu olsun’ diye sürekli dikkat eden tipler değiliz.

Ama kendi şahsıma konuşmam gerekirse hayatım boyunca (aklımın erdiği yaşlardan itibaren) bana dümdüz akıl veren, didaktik insanları genel olarak bir kulağımla dinledim, davranışlarıyla sözleri arasında tutarlılık varsa ciddiye aldım.

Senin nasıl bir insana dönüşeceğini planlayıp, programlayamam ama senin beni tamamen taklit etmesen de örnek aldığını, izlediğini biliyorum, gözlemliyorum.

Meraklı, hayata tutkuyla bağlı (bazen samanlığına rağmen), uyumlu, insanlardan kaçmayan korkmayan ne de fazlaca hayranlık beslemeyen bir birey olmanı istiyorum gönlümün bir yerlerinde.

Bazen sana kızıyorum, sen herkese selam vermeyince, kafanı kaçırıp saklanıp utanınca. Kendi 33 yaşıma gelmiş, hayatın kendine göre iyi kötü deneyimleriyle bu yaşında kendine güveni kısmen gelişmiş bir bireyi olarak yargılayabiliyorum seni.

Ne saçma, oysa ki ben de utangaç bir çocuktum, girişkenliğimle çığır açmamışımdır mesela. Ama aslında ben de senin gibi birine ısınınca, o birinin de benimle gerçekten iletişime geçtiğini çaktığımda yeşil ışık yakardım. İnsan eskiden olduğu küçüğü unutabiliyor bazen.

Bir kitap okudum, bir anne-oğul ilişkisi, beraber Proust okuyan, annenin oğluna hani o sözle söylenmeyen sadece hissedilen hassasiyetleri öğretmeye çalışmadan öğreten hallerinden bahsediyor. Beraber çiçeklerin isimlerini öğrendikleri, kelebeğin çiçeğin üzerinden kanatlanışına dikkat etmeyi, o sırada uzaktan gelen bisiklet sesini duyabilmeyi, bu farkındalık duygusunu beraber yaşayabilen bir anne oğul ilişkisi.

İşte o yüzdendir ki bende 30’lu yaşlarda annen olarak seninle, içimdeki meraklı, heyecanlı, kırılgan, konuşkan çocuğu yeniden yaşatıyorum. Seninle yürürken ona, buna, şuna dikkatini çekiyorum, elle gösteriyorum, fikir beyan ediyorum. İstiyorum ki sen de çevrene dikkat etmeyi öğren, insanları sev (egolarının onlar üzerindeki kötü etkilerine rağmen), cesur ol, fikrini beyan et, gülümse ve gözün hep açık olsun ama güven hayata cömert ol ona karşı!!!

Çaktırmamaya çalışıyorum ama bir anne olarak beklentilerim yüksek aslında 🙂

5 yaşındasın, diyecek kelam çok, artık kucağıma hepten sığmıyorsun bak buna bozuluyorum:)

Bence söylenecek onca kelamın, cümlenin, paragrafın özü : Seni çok seviyorum

5.yaşın kutlu olsun.

Doğru yoldayız babanla çünkü kendi yolumuzdayız ve senin gibi sağlıklı bir oğlumuz var ve aslında gerisi hakkaten boş çünkü akan su yolunu buluyor, armut dibine düşüyor.

Büyüdüğünü görmek herşeye şaşıran anneciğin için çok büyülü bir şey.

Gezegenin en güzel hediyesi sensin bize.

Ergenlikte birbirimizden bıkacağımız yıllara kadar çocukluk yıllarının hakkını vermeye devam, hep beraber, aynı boğucu olmayan kenetlenmişlik halinde.

Ta maminette d’amour / Anneciğin

İ.


Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *