19.000 Adım

Posted on

couple,cute,shoes,vintage,wedding-faf301778a075dcebd5d83e82c6415a6_h

Biz bugün David’le 19 Mayıs tatilimizi sorumluluk sahibi ebeveynler olarak veliahtımızın 5.doğumgününü organize etmeye adadık.

Bu uğurda toplam (yaklaşık olarak tabii ki) 19.000 adım attık (tek tek saymadık, akıllı telefon uygulamaları saolsun bi akıllı bi akıllılar)

Bunca adım boyunca neler neler olmadı ki, güne 7.30’da çocuğu okula bırakmakla başlarsan (hem de tatil gününde, ayın annesi ödülümü istiyorum) o gün dinamik bir şekilde akaar gider.

Her neyse ne mi oldu o adımlar boyunca? Önce Eminönü’nde güzel bir kahvaltı (aç ayı ne yapmaz?) , sonra benim bayıla bayıla David’in ise oflaya puflaya (atalarımızın erkek olanları savaşçı kadın olanları ise toplayıcıydı değil mi? Ha şunu bilelim de..) gezdiği birbirinden alengirli dolambaçlı sokaklara girdik. Başta tabii ki fikir ayrılığına düştük, ne gerek var buna? -sen anlamazssın! -yok, canııımmm vs vs gibi klasik evli çift vırvırlanmalarından sonra orta yolu ve en tatlı doğumgünü/diş buğdayı/ kına/ adım bıdı bıdısı gibi lokal adetlerin organizasyonları için malzeme tahsis eden, içimize sinen bir dükkan bulduk.

Biz kesinlikle ‘temalı’ ‘konseptli’ bir şeyler düşünmeyen tipler olarak ‘Frozen’ temalı doğumgünü partilerine asortik karton bardak/tabak/balon/ıvır zıvırı arayan umutsuz kız annelerinin hali içimizi biraz burkmadı değil :)- Hepimiz prenses Elsa’yız hatta bazen Anna’yız ama bence en sevimli karakter Olaf:)-

Neyyyysee geçen gece harıl harıl yapılışını öğrendiğim, artık yurdumda da pek moda olan ‘pinada/pinyada’danın hazır yapılmışını bulunca (hem de sopasıyla beraber 20 tl) hemen sattım yaratıcı anne triplerimi hemen hazıra kondum, hiç acımam:)

Neyse pinyada’yı almak iyi hoşta içini de doldurmak gerek! Incık pıncık, kız ve erkek çocuklarının ilgisini çekebilecek ne varsa doldurdum. Tam benlik bir iş:)

Neyse kuzu kuzu ebeveynlik ödevlerimizi yerine getirdikten sonra dedik madem kırk yılda bir başbaşa vaktimiz var o zaman eski nahoş günlerimizdeki gibi etkinlikler yapalım: Mesela tavla oynamak gibi!!!!

Filibe Köftecisi’ne gitmek oradan da tatlıyı Hafız Musafa’nın Sirkeci manzaralı dükkanında yemek gibi…

Tatlı bir rüzgar vardı bugün şehirde, vapur sesleri yine uzaktan huzur veriyordu, semtteki eski binalar geçmişe bağımızı hatırlatırken, civcivli kalabalık yavaştan artmaktaydı.

Her seferinde olduğu gibi yine hayran hayran dolaşan turistlere bakıp ‘Hıh ben burda yaşıyorum’ gibi anlamsız gururlanmalara girdim (sana da oluyor mu? itiraf et bak burda biz bizeyiz:) ).

Herşey çok güzeldi

Ve ben yeniden şunu daha iyi anladım ki ebeveynlik bir çiftin başına gelebilcek en güzel duygu iken arada ebeveynlikten çıkıp felekten bir gün çalabilmekte muhteşem bir duygu.Eskiden hani o gennniişşş zamanlarında ilişkinin olduğu gibi.

Ebeveynlik uzun vadede didişme getiriyor, bir yüzgöz olma hali, bir laçkalık. Ama aynı zamanda muhteşem bir ekip ruhu ve incir çekirdeğini doldurmayacak tartışmalar dışında muhteşem bir güven hissi. Ve ebevyn olup kaçamak yapınca yeniden bakıyorsun bir zamanlar karşında otururken daha genç, toy olan adama. Evet zaman bizi olgunlaştırdı, bazen hırpaladı, sorguya çekti, güldürdü, çalışmadığımız yerden sordu ama yine de işte orda bir yerlerde, bir espride, bir gözlemde, bir hassasiyette, bir dikkatsizlikte o ‘tanıdık’ hissi yakalamak benim için hayatta önemli. Kökler sağlam olmalı. Hayat kötü günler göstermesin, tükürdüğümü yalatmasın ama sanırım koca beş yıllık ebeveynlik kariyerimizin sonunda bir nevi oturttuk bu işi, içimize sindiği gibi, eksik ve yanlışlarıyla bence  eğlenceli birer anne ve babayız nev-i şahıslarına münhasır.

Cuma günü Emre’nin beşinci doğumgünü. Alışılageldiği gibi bir doğumgünü yazısı yazacağım ona, kelimeler, cümleler dönüp duruyor aklımda…

Doğumgünü partisi bahane bugün şahaneydi.

P.S: Marmara Forum’daki bütün çocuk kıyafeti satan mağazaları tek tek dolaşıp oğlumun yıl sonu piyesindeki ‘geyik’ (hayvan olan) rolü için kahverengi tayt ve tişört arayıp sonunda açık kahve bir tişörtle, kahverengi bir binici dar pantalonu alma hüsranımı anlatmıyorum zira yıl sonunda çocuklardan kahverengi kıyafet istemeyin sevgili anaokulu öğretmenleri, kahverengi çocuk rengi değilmiş çoğu mağazadan aldığım cevap bu:) Hem bi sürü renk var di mi?

Öptüm hepinizi.

Sorumluluklarının bilincinde olan anne idilet.


One thought on “19.000 Adım

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *